Giriş
Türkiye’nin iklim değişikliğiyle ilgili en önemli ve ilk yasal düzenlemesi, 7552 sayılı İklim Kanunu (“Kanun” veya “İklim Kanunu”), 9 Temmuz 2025 tarihli ve 32571 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu Kanun’un amacı, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele ve iklim değişikliğine uyum hedeflerine ulaşması için gerekli olan yasal çerçeveyi oluşturmaktır. Kanun;
- sera gazı emisyonlarının azaltılması,
- iklim değişikliğine uyum politikalarının geliştirilmesi,
- Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) kurulması ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarının hayata geçirilmesi,
- kamu ve özel sektörün yükümlülüklerinin belirlenmesi,
- yerel ve ulusal düzeyde iklim planlamasının yapılması gibi çok boyutlu hedefleri kapsamaktadır.
Kanun, hem merkezi kamu idarelerini hem yerel yönetimleri, hem de karbon yoğun sektörleri ve özel sektör aktörlerini kapsayacak şekilde ekonomi geneli bir etki alanına sahiptir.
Kanun’un Paris İklim Anlaşması ile İlişkisi
Bilindiği üzere, Paris İklim Anlaşması, 12 Aralık 2015 tarihinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında kabul edilmiş ve 4 Kasım 2016 tarihinde uluslararası düzeyde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, bu anlaşmayı uzun süre çekinceleriyle birlikte değerlendirmiş; nihayetinde Paris Anlaşması, 6 Ekim 2021’de TBMM’de kabul edilmiş ve 7 Ekim 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanmış olup iç hukuk onay süreci tamamlanmıştır.
Türkiye, Paris Anlaşması’na taraf olurken yaptığı açıklamada, anlaşmayı bir “gelişmekte olan ülke” sıfatıyla uygulayacağını ve iklim politikalarının ekonomik ve sosyal kalkınma hakkına halel getirmemesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu çerçevede İklim Kanunu, Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamındaki uluslararası taahhütlerini iç hukuka aktarmayı ve uygulanabilir hale getirmeyi amaçlayan ilk çerçeve kanun niteliğindedir. Kanun, Paris Anlaşması’nın temel ilkeleri olan ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar, adil geçiş ve iklim adaleti, şeffaflık ve hesap verebilirlik, ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumluluk gibi yaklaşımları esas alarak, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda stratejik bir yön çizmektedir.
Ulusal Katkı Beyanı (National Determined Contributions)
Türkiye, ilk Ulusal Katkı Beyanı’nı (Updated First NDC) Paris Anlaşması çerçevesinde hazırlamış ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası’na (UNFCCC) 2023 yılı Nisan ayında sunmuştur.
Türkiye’nin güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı, tüm ekonomik sektörleri kapsayan (ekonomi geneli) ve bilimsel temelli modellemelere dayanan iddialı bir azaltım planıdır. Emisyon azaltımı ile birlikte uyum politikaları, finansman ihtiyaçları, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi uygulama boyutları da bütüncül bir çerçevede ele alınmıştır. Bu yaklaşım, sadece çevresel sürdürülebilirliği değil aynı zamanda sosyal adalet ve ekonomik kalkınma dengesini de gözeten yeşil büyüme vizyonunun temelini oluşturmaktadır.
Türkiye’nin güncellenmiş NDC’sinde üç kritik tarihsel hedef öne çıkmaktadır:
2030: Referans yılı 2012 olmak üzere, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını işler aynen devam ederse (BAU) senaryosuna göre %41 oranında azaltma taahhüdü verilmiştir.
2038: Emisyonların zirve noktasına ulaşacağı (peak year) son yıl olarak belirlenmiştir. Türkiye bu tarihten itibaren emisyonlarını azaltma trendine sokmayı taahhüt etmektedir.
2053: Türkiye’nin uzun vadeli hedefi net sıfır sera gazı emisyonu seviyesine ulaşmaktır. Bu hedef, İklim Kanunu’nun tüm politikalarına yön veren çatı hedef olarak konumlanmaktadır.
Sektör Bazlı Hedefler
NDC’de çeşitli sektörler için detaylı hedefler belirlenmiş olup, öne çıkan bazı hedefler aşağıda yer almaktadır.
Enerji Sektörü:
Türkiye, enerji arz güvenliği, piyasa koşulları ve uygulanabilirlik çerçevesinde yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği potansiyelini en üst düzeyde kullanmayı hedeflemektedir. Güneş (33 GW), rüzgar (18 GW), hidroelektrik (35 GW) ve nükleer (4.8 GW) kurulu güç hedefleriyle enerji güvenliği ve karbon azaltımı birlikte gözetilmektedir.
Sanayi Sektörü:
Yeşil üretim teknolojileri, alternatif hammaddeler ve temiz enerji kullanımı teşvik edilerek enerji ve kaynak verimliliği artırılacaktır. Demir-çelik, çimento, alüminyum ve kimya gibi yoğun emisyonlu sektörler için sektörel yol haritaları hazırlanacaktır.
Ulaştırma Sektörü:
Karayolu taşımacılığının payı azaltılarak demiryolu ve denizyolu kullanım oranı artırılacaktır. Elektrikli araç altyapısı güçlendirilecek ve hızlı şarj istasyon ağı yaygınlaştırılacaktır.
Tarım Sektörü:
Türkiye, tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan metan ve azot oksit gibi sera gazı emisyonlarını azaltmayı, hassas tarım teknikleri ve gübre yönetimi uygulamalarıyla desteklemeyi hedeflemektedir. Ayrıca, biyogaz üretimi, organik tarım ve sürdürülebilir sulama gibi uygulamalar teşvik edilerek sektörün iklim dostu dönüşümü sağlanacaktır.
Yapı Sektörü:
Yeni yapılarda nZEB (neredeyse sıfır enerji bina) standartları uygulanacak, mevcut binaların enerji performansı iyileştirilecektir. Yenilenebilir enerji kullanım oranı ve bina yalıtım kalitesi artırılarak enerji tüketimi düşürülecektir.
Atık Sektörü:
Sıfır atık politikasıyla hane halkı atıkları azaltılacak ve belediye atıklarının %60’ının geri kazanımı hedeflenecektir. Organik atıklardan biyogaz üretimi ve RDF (atıktan türetilmiş yakıt) kullanımı artırılacaktır.
Arazi Kullanımı ve Orman (LULUCF):
Ormanların yutak kapasitesi artırılacak, orman alanları genişletilecek ve sürdürülebilir ormancılık uygulamaları güçlendirilecektir. LULUCF sektörü sayesinde 2030 itibarıyla emisyonların %11’inin dengelenmesi beklenmektedir.
Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Gönüllü Karbon Piyasası ve İhlal Durumları
Emisyon Ticaret Sistemi (ETS): Tanım ve Temel Yapı
Kanun kapsamında yer alan en önemli hususlardan biri de Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) kurulmasıdır. Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), belirli sektörlerde faaliyet gösteren tesislerin sera gazı emisyonlarını bir üst sınır (cap) dahilinde gerçekleştirmelerini ve kendilerine tahsis edilen emisyon haklarını (tahsisatları) alım-satım yoluyla yönetmelerini sağlayan piyasa temelli bir iklim politikası aracıdır. Türkiye’de ETS, İklim Kanunu ile yasal zemine oturtulmuş olup, bu sistem sayesinde emisyon azaltımı maliyet etkin bir şekilde sağlanmakta, düşük karbon teknolojilerine geçiş desteklenmektedir.
ETS kapsamındaki tesisler için sera gazı emisyon izni almak, faaliyetlerini izlemek, doğrulamak ve her yıl emisyonları karşılığında yeterli sayıda tahsisatı teslim etmek zorunludur. ETS’ye tabi sektörler ve tesisler, Ulusal Tahsisat Planı çerçevesinde belirlenir ve Karbon Piyasası Kurulu tarafından tahsisatların toplam hacmi ve dağıtım yöntemi saptanır.
İzleme, Raporlama ve Doğrulama
ETS sisteminin işleyişi, izleme, raporlama ve doğrulama (MRV) esaslarına dayalıdır:
- Tesisler, sera gazı emisyonlarını yıllık olarak izler ve raporlar.
- Bu raporlar, akredite edilmiş bağımsız kuruluşlar tarafından doğrulanmak zorundadır.
- Başkanlık, bu süreçlerin düzgün işlemesini sağlamakla yükümlüdür ve teknik rehberler yayımlar.
Bu sistem, şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlayarak, Türkiye’nin uluslararası iklim yükümlülüklerine uygunluk düzeyini güçlendirmektedir.
Gönüllü Karbon Piyasası ve Karbon Kredisi Sistemi
İklim Kanunu, ETS dışında kalan ya da daha ileri emisyon azaltım taahhütlerine katılmak isteyen kuruluşlar için ulusal gönüllü karbon piyasasını da düzenlemektedir. Bu kapsamda emisyon azaltımı veya giderimi sağlayan projelere karbon kredisi verilmesi, bu kredilerin kaydedilmesi, alım-satımı ve gerektiğinde ETS yükümlülüklerinde denkleştirme aracı olarak kullanılması mümkündür.
Başkanlık, karbon kredisi üretimine ilişkin standartları belirler, kredilerin geçerliliğini denetler ve kredilerin ulusal kayıt sistemine kaydını zorunlu kılar. Ayrıca, Türkiye’nin gönüllü karbon piyasası, uluslararası karbon piyasalarıyla entegrasyonu destekleyecek şekilde tasarlanmıştır.
Olası İhlaller ve Yaptırımlar
Kanun, ETS ve karbon kredisi sistemine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen tesislere karşı ciddi yaptırımlar öngörmektedir. Bunlardan bazıları şöyledir:
- ETS izni almadan faaliyet gösteren tesislere 500 bin TL ile 10 milyon TL arasında idari para cezası uygulanır.
- Belirlenen tahsisatların teslim edilmemesi durumunda, piyasadaki birim fiyatın iki katı tutarında ceza verilir.
- Karbon kredisi sistemine zamanında kayıt yaptırmayan projelere 120.000 TL ceza uygulanır.
- Hileli veya yanıltıcı bilgi sunulması durumunda, karbon kredisi geçersiz sayılır ve tahsisat yükümlülüğü yerine getirilmemiş kabul edilir.
- Ayrıca, bir tesisin üst üste 3 yıl boyunca teslim yükümlülüğünün %80’inden azını karşılaması hâlinde, emisyon izni iptal edilebilir.
Kanunun Yürürlük Tarihi ve Yürütme Usulü
İklim Kanunu, 9 Temmuz 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Ancak Kanun’un bazı hükümleri için geçiş süreleri öngörülmüştür. Özellikle Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) için tesislerin sera gazı emisyon izni alma ve ETS yükümlülüklerini yerine getirme zorunluluğu, Kanunun yürürlüğünden itibaren 3 yıl içinde başlayacaktır.
Bu süre içinde Başkanlık ve ilgili kurumlar, uygulama yönetmeliklerini çıkaracak ve sistemin işleyişini düzenleyecektir. Bu geçiş süresi boyunca uygulanan idari para cezaları %80 oranında indirimli olacaktır.
Kanun, genel olarak Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür. Ancak uygulama düzeyinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve bağlı İklim Değişikliği Başkanlığı, ikincil düzenlemeleri yapma, sistemleri kurma, denetim ve izleme süreçlerini yürütme yetkisine sahiptir. Ayrıca Karbon Piyasası Kurulu, ETS ile ilgili temel kararların alınmasında yetkilidir. İlgili diğer bakanlıklar Kanun’un çeşitli maddelerinde tanımlanan görevleri iş birliği içinde yürütmekle yükümlüdür.



